Kur’anı Kerim’de Kader Tanımlaması – Çarpıtılmış Kader İnancı

Bismillahirrahmanirrahim

(Sonsuz kerem sahibi ve ikramı bol olan Allah’ın adı ile)

 Çoğunluğun ve din sömürücülerin elinde bir silah olarak kullandıkları şeylerin başında gelen  kader inancı yıllardır insanlara çarpıtılmış olarak anlatıla gelmiştir.

Kader inancını nasıl tanımladıklarını kısaca görelim:

Allah (c.c) ezelden bütün olup bitecek olayların zamanını, mekanını ve şeklini ilmiyle bilip iradesiyle takdir ve tayin etmesine “Kader” derler.

Kul, kaderini bilmekle değil, başına gelmiş ve gelecek her şeyi Yüce Allah’ ın önceden bildiğine iman etmekle sorumlu olduğunu öne sürerler.

Kısacası bunlara göre Allah (c.c) herşeyi önceden programlamış ve programladığı içinde herşeyi önceden bildiğini kabul etmektedirler.

Herşeyden önce bu söyledikleri şeyler için ellerinde delil olarak herhangi bir ayet mevcut değildir. Delil olarak hadis kitaplarında geçen şu uydurulmuş rivayeti ele alırlar:

Peygamberimiz (s.a.s) buyurdular: “Sizden birinin yaratılışı, annesinin karnında 40 günde cem olur. Sonra 40 günde alaka olur. Sonra bu kadar müddetle mudga olur. Sonra Allah bir meleği 4 kelime ile gönderir. Bu melek onun rızkını, ecelini, amelini, şaki veya said olacağını yazar. Sonra ona ruh üflenir. Kendisinden başka ilah olmayan Zat’ a yemin ederim ki, sizden birisi hayatı boyunca cennet ehlinin ameliyle amel eder. Oyle ki, kendisi ile cennet arasında bir zira mesafe kalır da yazılan şey galebe eder ve cehennem ehlinin ameliyle amel ederek cehenneme girer. Aynı şekilde sizden birisi hayatı boyunca cehennem ehlinin amelini işler. Kendisi ile cehennem arasında bir ziralık mesafe kalınca yazısı ona galebe eder de cennet ehlinin amelini işleyerek cennete girer. Bundan sonra defter dürülmüş, kalem kırılmıştır. Daha hiçbir değişiklik olmaz”. (Buhari, Muslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Yukarıda yazılı olan uydurulmuş rivayete göre Allah (c.c) haşa kulları daha ana rahmindeyken bütün yapacakları şeyleri yazmış ki, o artık değişmez. Böyle bir şeyi kabul görmek asla mümkün değildir. Çünkü Allah (c.c) kullarına tövbe kapılarını ecel-i musemma ve ecel-i tabii dediğimiz zamana kadar açık bırakmıştır. Rivayettekinin tam tersine kişi yaptığı hatalarından vazgeçerek durumunu düzeltip samimi bir şekilde tövbe ederse o tövbe muhakkak kabul olacaktır. Hatta ve hatta yapmış olduğu tövbeden sonra günahlarını sevaba dönüştüreceğini haber veriyor.

Allah (c.c) Kur’ an-ı Kerim’ de hiç bir kulunun ne yapacağını bilmediğini bizlere şöyle bildiriyor:

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتَّى نَعْلَمَ الْمُجَاهِدِينَ مِنكُمْ وَالصَّابِرِينَ وَنَبْلُوَ أَخْبَارَكُمْ

“Ve sizin aranızdan olumsuzluklara karşı mücadele edenler ve sabredenler Bize belli oluncaya kadar sizi bir imtihandan geçireceğiz ve haberlerinizi başkalarına da duyuracağız”. (Muhammed 31. Ayet)

Gördüğünüz gibi Allah (c.c) yukaridaki ayette olumsuzluklara karşı mücadele edenler ve sabredenlerin kimler olduğunu bilinceye kadar bir imtihandan geçireceğini haber vermektedir. Mevcut kader inancında olduğu gibi herşeyi önceden bilmiş olsaydı imtihan etme gereği duyar mıydı? Tabi ki, hayır. Bunu Allah’ ın bizzat kendisi böyle buyuruyor.

Bir başka ayette Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُواْ الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ اللّهُ الَّذِينَ جَاهَدُواْ مِنكُمْ وَيَعْلَمَ الصَّابِرِينَ

“Biz sizin içinizden olumsuzluklara karşı mücadele edenlerin ve sabredenlerin kimler olacağını bilmeden ve kesin olarak yıpratıcı bir imtihandan geçirmeden cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz”. (İmran 142. Ayet)

Demek ki, Allah (c.c) herseyi önceden bilmediği için kullarını ahireti mi yoksa dünyayı mı tercih edecekler diye imtihan etmektedir.

Şimdi gelelim Kur’an-ı Kerim’ e göre “kader” kelimesinin geçtiği ayete bakalım:

إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ

“Muhakkak Biz herşeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır”. (Kamer 49. Ayet)

Yani ilk yaratılan insandan kıyamet saatine kadar doğacak olan bütün insanların özelliklerini ana rahminde  belirlemiş ve özellikleri Allah (c.c) kullarının idaresine bırakmıştır. İnsanlar bu özelliklerini iyiye mi yoksa kötüye mi kullanacaklar diye imtihan etmesi kader anlamına gelir.

Allah (c.c) kullarını bir kaç defa imtihan eder. Eğer imtihanı kaybederlerse üzerlerine bir musibet yazılır ve o muhakkak gerçekleşir. Konu ile ayeti kerime şöyle:

مَا أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِي كِتَابٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَا إِنَّ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ

“Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’ a göre kolaydır”. (Hadid 22. Ayet)

لِكَيْلَا تَأْسَوْا عَلَى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَا آتَاكُمْ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

“Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez”. (Hadid 23. Ayet)

Hadid suresinin bu iki ayeti kerimeye göre Allah (c.c) kullarını ilk once herhangi bir konuda imtihan eder. Eğer kulları o imtihan olduğu konuda kaybederlerse üzerlerine musibet yazilir ki, bunun için sadece tövbe ederek durumlarını düzeltirler. Ama musibetler yazılmadan önce dua ederek kaderlerini değiştirebilirler.

Mesela. “Ya Rabbi, bana güzelşeyler yaz ki, onları hayata geçireyim ve yaptıklarımdan pişmanım beni affet”. diye dua edebiliriz.

Fakat imtihanı kazanırlarsa Allah (c.c) onlara nimetler verir, ama bunun karşılığında şükretmelerini ve şımarmamalarını emretmektedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Haziran 2013
P S Ç P C C P
« May   Nis »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
%d blogcu bunu beğendi: