Dua Bölümü

Bismillahirrahmanirrahim

(Sonsuz kerem sahibi ve ikramı bol olan Allah’ın adı ile)

İnsanoğlu yaratılışın ilk

gününden beri sürekli darda kaldığı, sıkıntılardan bunalım geçirdiği bir gerçektir. Böyle durumlarda Allah’ a sığınarak her türlü musibet ve belalara karşı dua eder ki, bu insanın yaratılışında mevcut olan bir duygudur.

 H.z Abdullah ibn Abbas (R.anh) şöyle rivayet ediyor:

“Allah’ ın Rasulu (s.a.s), sıkıntı anında, “Aziz ve Halim olan Allah’ tan başka ilah yoktur. Büyük arşın Rabbi olan Allah’ tan başka ilah yoktur. Göklerin Rabbinden, yerin Rabbinden ve değerli arşın sahibi olan Allah’ tan başka ilah yoktur” diye dua ederdi. (Buhari, Tirmizi, Nesai, İbn Mace, Ahmed bin Hanbeli)

Bugün yeryüzünde yaşayan ateistler, materyalistler ve Darwin evrim teorisini destekleyen bir çok insan dua yapmayı bir alternatif olarak görürler. Bu tip insanlar duaya başlarken şöyle dedikleri aktarılır ki, bugün A.B.D ve diğer ülkelerde yaşayanlar “Ey Yaratıcı Sen gerçekten varsan bana cevap ver” ve şöyle diyenler var “Ey Yaratıcı duama cevap ver ve bana yardım et” diye  dua ederler.

Dikkatinizi çekerim yukarıdaki insanlar duaya daldıklarında Allah ile kendi aralarına hiç bir seyi aracı olarak kullanmazlar. Şunun altını çizerek söylüyorum, bu insanlar istek ve arzularını sadece Allah’ tan isterler ki, dua yaparken şirkten tamamen uzak durmaktadırlar.

Fakat müslümanların çoğu bugun maalesef şöyle dua etmektedirler: “Ey Allahım! falancanın hürmetine” (haşa). Böyle bir dua Kur’an ve sahih hadislere göre hiç şüphesiz şirktir.

H.z Muhammed (s.a.s) Efendimiz bir keresinde şöyle buyurdular:

H.z Ebu Zer (R.anh) rivayet ediyor: H.z Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor:

Yüce Allah: “Bana hiçbir şeyi ortak koşmamak kaydıyla yer dolusu günahla gelirse Ben de onu o günahın misli kadar mağfiretle karşılarım” buyurdu. (İbn Mace, Ahmed bin Hanbeli)

Allah (c.c) kendisine ait olan bir birinden güzel 99 isimleri ile dua etmemizi emrediyor.

Konu ile alakalı ayet şöyle:

وَلِلّهِ الأَسْمَاء الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُواْ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي أَسْمَآئِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

“En güzel isimler Allah’ ın dır. Öyle ise O’ na bunlarla dua edin. Onun isimleri hakkında sapıtanları terkedin. Onlar yaptıklarının cezasını çekecekler”. (A’raf 180. Ayet)

Yukarıda geçen ayete göre şöyle dua edilmesi istenmektedir:

الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ

اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ

صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ

1) Âlemlerin Rabbi neylerse güzel eyler.

2) İyiliği sonsuz ve ikramı boldur.

3)Hesap gününün sahibidir.

4)Biz ancak Sana kulluk eder ve Sen’ den yardım isteriz.

5)Bize doğru yolu göster.

6-7) Mutluluk verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanların ve sapıtmışların yoluna değil; Âmin. (El-Fatiha 1-7 ayetleri)

Her namazın son oturuşunda sürekli okunan dua ise şöyle:

رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

“Ey Rabbimiz bize dünyada iyilik ver ahirette de iyilik ver. Bizi o ateşin azabından koru”. (Bakara 201. Ayet)

H.z Ebu Malik el-Escai yoluyla babasından gelen rivayet şoyle: “Bir kimse müslüman olduğu zaman Peygamber (s.a.s) ona namazı öğretir, sonra da ona; “Allahım! Beni bağışla! Bana hidayet ver! Bana afiyet ver! Beni rızıklandır! kelimeleriyle dua etmesini emrederdi”. (Buhari, Ahmed bin Hanbeli)

Allah (c.c) kullarına yakın oduğunu ve dualarına cevap vereceğini bildiriyor.

Delil olan ayet şöyle:

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

“Kullarım sana benden sorarlarsa: İşte muhakkak ben yakınımdır. Bana dua edenin duasına cevap veririm. Onlarda doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar ve bana iman etsinler”. (Bakara 186. Ayet)

Allahu Teala yine aynı surenin son ayetinde bizlere şöyle dua etmemizi emrediyor:

رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

“Ey Rabbimiz! Eğer unutarak veya bilmeyerek hata ettik ise bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Ve bize, bizden evvelkilere yüklemiş olduğun gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bizim için kendisine takat bulunmayan bir şey de yükleme. Ve bizden af buyur ve bizim için mağfiret buyur ve bizlere merhamet kıl, Sen bizim Mevlamızsın. Artık kafirler üzerine bizlere guç ver”. (Bakara 286. Ayet)

H.z Ebu Bekir (R.anh) rivayet ediyor:

“Ebu Bekir Rasulullah (s.a.s)’ e :

Bana bir dua öğret de, onu namazımda okuyayım! dedim.

Rasulullah (s.a.s) “ Allahım! Şüphesiz ki, ben kendime büyük zulmettim. Günahları affedecek olan Sensin. Bana tarafından mağfiret buyur ve bana merhamet eyle! Çünkü Sen, Gafur ve Rahim’ sin! diye dua etmemi buyurdu”. (Buhari, Tirmizi)

İslam dininde müslümanlar ölüler ve hayatta olanlar için dua ederler. Bir de daha hayatta olan ama henüz müslüman olmamış kişiler için de sadece doğru yola girmeleri yani hidayet bulmaları için dua edilir. Bunun dışında herhangi bir dua da bulununması  dinen yasaklanmıştır.

Konu ile alakalı ayetler şöyle: (H.z Nuh (a.s) oğlu için okuduğu dua)

وَنَادَى نُوحٌ رَّبَّهُ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ابُنِي مِنْ أَهْلِي وَإِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ وَأَنتَ أَحْكَمُ الْحَاكِمِينَ

“Nuh, Rabbine seslenerek dedi ki: Ey Rabbim, oğlum ailemden biri, senin vaadin de gerçektir ve sen kesinlikle hüküm verenlerin en yerinde hüküm verenisin”. (Hud 45. Ayet)

 قَالَ يَا نُوحُ إِنَّهُ لَيْسَ مِنْ أَهْلِكَ إِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍ فَلاَ تَسْأَلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنِّي أَعِظُكَ أَن تَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ

“Ey Nuh o senin ailenden değildir. Çünkü o iyi olmayan amel işledi. Hakkında olmayan bir şeyi Benden isteme. Muhakkak ki, Ben cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum”. (Hud 46. Ayet)

قَالَ رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ وَإِلاَّ تَغْفِرْ لِي وَتَرْحَمْنِي أَكُن مِّنَ الْخَاسِرِينَ

“Dedi ki: Ey Rabbim! Ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen, ben ziyana uğrayanlardan olurum”. (Hud 47. Ayet)

H.z İbrahim (a.s) babası için okuduğu dua:

رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

“Ey Rabbim! Hesab gününde beni annemi ve babamı mağfiret et”. (İbrahim 41.ayet)

قَالَ سَلَامٌ عَلَيْكَ سَأَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبِّي إِنَّهُ كَانَ بِي حَفِيًّا

“Sana selam olsun. Rabbimden senin için bağışlanma dileyeceğim. Muhakkak O bana çok lutufta bulunandır”. (Meryem 47. Ayet)

وَاغْفِرْ لِأَبِي إِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّالِّينَ

“Babamı bağışla. Muhakkak o sapıtanlardan oldu”. (Şuara 86. Ayet)

Yukarıdaki ayetler H.z İbrahim (a.s) Allah (c.c) tarafından yasaklanmadan önce babasına dua edeceğine dair söz vermesinden kaynaklanmaktadır. Daha sonra dua etmekten vazgeçmesinin sebebi ise yola gelmiyeceğini anlamasındandır.

Daha sonra Allah (c.c) kendisine dua etmesini yasaklıyor:

Ve şöyle buyuruyor:

مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذِينَ آمَنُواْ أَن يَسْتَغْفِرُواْ لِلْمُشْرِكِينَ وَلَوْ كَانُواْ أُوْلِي قُرْبَى مِن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُمْ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ

“Bir Nebinin ve iman eden kimselerin, müşrikler için, cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra yakınları bile olsa mağfiret dilemeleri olmaz”. (Tevbe 113. Ayet)

Konuya delil olan ayet şöyle:
وَمَا كَانَ اسْتِغْفَارُ إِبْرَاهِيمَ لِأَبِيهِ إِلاَّ عَن مَّوْعِدَةٍ وَعَدَهَا إِيَّاهُ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُ أَنَّهُ عَدُوٌّ لِلّهِ تَبَرَّأَ مِنْهُ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ لأوَّاهٌ حَلِيمٌ

“İbrahim’ in, babası için af dilemesi, sırf ona yaptığı vaadi yerine getirmek için olmuştu. Fakat onun Allah düşmanı olduğunu kendisine belli olunca, onunla ilgisini kesti. Gerçekten İbrahim çok yumuşak huylu ve pek sabırlı idi”. (Tevbe 114. Ayet)

Allah (c.c) yine aynı surenin içinde İslam’ ı inkar edenlerin cenaze duasında (cenaze namazında) bulunulmasını ve kabrinin başında durulmasını yasaklamıştır.

Delil ola ayet şöyle:

وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِّنْهُم مَّاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَىَ قَبْرِهِ إِنَّهُمْ كَفَرُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَمَاتُواْ وَهُمْ فَاسِقُونَ

“Onlardan ölen birinin cenaze duasında ve kabrinin başında bulunma. Onlar Allah’ ı ve Rasulunu inkar ettiler ve yoldan çıkmış olarak öldüler”. (Tevbe 84. Ayet)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Nisan 2013
P S Ç P C C P
« Mar   May »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  
%d blogcu bunu beğendi: